20 Haziran 2008 Cuma
19 Haziran 2008 Perşembe
yaylaya varış

sığır sürüsünü de geride bırakıp, emrez köyüne vardık..
orada bizi bekleyen yahya ustayı da alarak ketenovaya doğru tekrar yola koyulduk...
dik ve biraz bozuk yoldan çıkarken sol tarafta badem ağaçlarını farkettik... bademlerin arkası uçurum... biraz daha ilerledik ve artık yayla bütün ihtişamıyla karşımızdaydı.
inek sürüsü
17 Haziran 2008 Salı
kahvaltı sonu ve yola tekrar koyuluş

efendim.. tıka basa yapılan bi kahvaltıdan sonra... herkes az sonra varılacak olan yere, ketenova yaylasına bir an önce ulaşmak adına hemen bulaşıkların yıkanmasına, yani çeşmeye koştu... ilk varan ilyas kardeşimizdi.. deterjan yokluğunu hissettirmeden çamurla bi çırpıda bulaşıkları halletti... birimiz duruladı... birimiz tepsiyi tuttu.. birimiz yerleştirdi.. nihayetinde, yola tekrar revan olundu...az gidildi... uz gidildi... dere tepe düz gidildi... yolda karşımıza ahanda bu çam ağacı çıktı... hemen sizin için görüntüledik... kocaman şemsiyeden farksız bi çam ağacı... enteresan...
kahvaltının başlangıcıdır
neyse..
kaldığımız yerden devam edelim... mükellef kahvaltı, suyun geç ısınıp çayın geç demlenmesi, sucukların tavada inatla pişmemekte ısrarıyla tehlikeye düşse de, beklenti çıtasını biraz düşürerek olduğu kadarıyla yetinerek başlayabildi... domatesler de organik tarımın mucizelerindendi... şimdi göstermesek olmaz... işte yan tarafta meşhur domatesler....
kaldığımız yerden devam edelim... mükellef kahvaltı, suyun geç ısınıp çayın geç demlenmesi, sucukların tavada inatla pişmemekte ısrarıyla tehlikeye düşse de, beklenti çıtasını biraz düşürerek olduğu kadarıyla yetinerek başlayabildi... domatesler de organik tarımın mucizelerindendi... şimdi göstermesek olmaz... işte yan tarafta meşhur domatesler....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


